
Gezdiğim yerlere ait izler bırakmak ve güzel anıları ölümsüz kılmak için fotoğraf makinem benim için bir araçtı. İki yıl önce görmeyi öğrenmemle birlikte fotoğraf benim için çok farklı bir boyut kazandı. Işığı, vizördeki görüntülere aktarırken, fotoğraflarımda oluşturduğum dili diğer insanlara aktarma istediğim giderek arttı ve önümde yeni bir dünyanın kapıları açıldı. Fotoğraf benim için vazgeçilmez ve keyifli bir alışkanlık haline gelirken hayatıma kattığı farkındalık ve dostluklar yaşamımı daha da keyifli bir hale getirdi.
İlkokul öğretmeniyim, çocukları ve çocukların ifadelerine yansıyan saf duyguları fotoğrafa aktarırken yaşadığım serüveni çok seviyorum.
“İçinden Deniz Geçen Kent-İstanbul” projesini duyduğumda yaşadığım heyecanı anlatamam. Bu proje, hayranı olduğum kent İstanbul’da yeni keşifler yapmama ve hayranligimi fotoğraf kareleri vasıtasıyla gelecek nesillere aktarmama güzel bir köprü olacaktı.