
Güzel yurdumuza nitelikli insan yetiştirmeye çabalayan cumhuriyetin yetiştirdiği kadın öğretmenim. Mesleğim ile gündelik hayatımı birbiri içerisine entegre ederek, kendimi sürekli geliştirme, öğrenme ve etkileşimde bulunduğum yaşamlara etki edebilme gayreti içerisindeyim. Algıladığım dünyayı fotoğraflarım aracılığıyla anlatıyorum. Tutkum küçük yaşlarda babamın kullandığı Zenit makinasına kadar dayanmakta. Lise ve üniversite yıllarımda sürekli fotoğraflara bakar, aktardığı hayatların düşlerini kurar, fotoğraf söyleşilerine katılır, kompakt makinam ile bende bir söz söylemeye çalışırdım. 2010 yılında tanıştığım bir fotoğraf sanatçısı benim fotoğraf hayatımın dönüm noktası olmuştur. Bakış açıma, basitçe çektiğim fotoğraflarıma olumlu eleştirilerde bulunması benim daha ciddi eğitimler alıp kendimi geliştirmeme sebep oldu. Eğitimler, kitaplar, interaktif eğitim dvd’leri ve bol bol çekimler benim fotoğraf algımı değiştirdi. Gece gündüz, soğuk ayaz, yaz kış demeden söz fotoğraf olduğunda hep yollardaydım. Güzel yurdumun, ucra köşelerine makinamı alıp gittim. Bazen kuru bir ekmeği paylaştım dağda selam verdiğim bir çobanla, bazen yaşlı bir ninenin parlak güğümünü taşıdım bazen de dilini bilmediğim bir köyde gönüllerdeki misafirperverlik diliyle iletişim kurdum. Yıllarca çektiğim fotoğraflardan ve biriktirdiğim yaşam hikayelerinden bir kitap yazdım. Fırsat bulup kitabımın yayımlandığında, Anadolu’nun yanık türküsünü sizlerle yeniden dinleyeceğim.
İçinden Deniz Geçen Şehir İstanbul isimli projenin ilk ismini duyduğumda çok heyecanlanmıştım. Cenk Gençdiş Hocamın desteği ve proje arkadaşlarımın fotoğraflarıyla bir başka İstanbul hikayesi anlatılıyor.